Yayınlar


Ceza Muhakemesinde Bekletici Sorun Kararının Dava Zamanaşımının Durmasına Etkisi

(TBB Dergisinde ve Türk Hukuk Sitesinde yayımlanmıştır)

Av. Prof. Dr. Metin Feyzioğlu – Dr. Devrim Güngör

Dava zamanaşımını durduran sebeplerden biri de bekletici sorunun çıkmasıdır. Bu durumu düzenleyen TCK’nin 67/1 maddesinde, soruşturma veya kovuşturma yapılmasının, izin veya karar alınması veya diğer bir mercide çözülmesi gereken bir meselenin sonucuna bağlı bulunduğu hallerde; izin veya kararın alınmasına veya meselenin çözümüne kadar dava zamanaşımının duracağı hükme bağlamıştır. Buna göre, öğretide ön mesele de denilen bekletici sorun, zamanaşımını durduran nedenlerden biri olarak kabul edilmiştir. Bekletici sorun, bir ceza davasının görülebilmesinin başka bir mahkemenin yetkisine giren bir sorunun veya uyuşmazlığın çözülmesine bağlı olması halinde söz konusu olur[1]. Böyle bir durumda, ceza davasını görmekte olan mahkemenin başvurabileceği yollardan biri nisbi muhakeme yapmak, diğeri ise bekletici sorun sayarak diğer sorunun veya uyuşmazlığın çözülmesini beklemek üzere, ceza muhakemesini durdurmaktır.

Bekletici sorun nedeniyle muhakemenin durdurulması, ancak muhakemelerin birleştirilmesinin veya nisbi muhakemenin kabul edilmediği hallerde söz konusu olabilir. Bekletici sorun sayma kararı kural olarak hâkimin takdirindedir. Ancak bazı hallerde kanun koyucu bu kararı kendisi vermekte ve bekletici sorun sayma veya saymama zorunluluğu getirmektedir. Örneğin, bir davaya bakmakta olan mahkeme, uygulanacak bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin hükümlerini Anayasaya aykırı görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varırsa bunu bekletici sorun sayarak Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davayı durdurmak zorundadır (Any. md. 152). Aynı şekilde Danıştay dışında bir Türk yargı organı önünde görülen davada, bir kimsenin Türk vatandaşı olup olmadığı hakkında, İçişleri Bakanlığınca verilen karara karşı ilgililerce Danıştay’a başvurulması halinde bakılmakta olan dava, karar verilene kadar durdurulur (TVK. md. 41)[2].

Bekletici sorun saymanın zorunlu olduğu sınırlı haller dışında her olayda bekletici bir sorunun bulunup bulunmadığına davaya bakmakta olan mahkeme karar verir. Bekletici sorun sayma ceza mahkemesinden başka bir mahkemenin görev alanına giren bir sorunun çözümüne bağlı bir konuda olabileceği gibi uygulamada da görüldüğü gibi, bir başka ceza mahkemesinin karar vermesini beklemek üzere de ceza muhakemesinin durmasına karar verilebilir. Örneğin suçtan elde edilen eşyayı almak suçundan (TCK md. 165) dolayı açılan davada mahkeme, önceki suçun sabit olup olmadığı sorununu nisbi muhakeme yolu ile kendi çözebileceği gibi, bu durumu bekletici sorun olarak da kabul edebilir[3].

Ceza mahkemesi tarafından bekletici sorun sayma kararı verilen her durumda dava zamanaşımının da duracağı öğretide ve uygulamada geniş biçimde kabul edilmektedir[4]. Bu görüşte olan yazarlarca, bekletici sorun çözümlenmedikçe, ceza davasına devam etmek mümkün olmadığından sorun çözümleninceye kadar zamanaşımının durması gerektiği ileri sürülmektedir[5].

Dava zamanaşımının bekletici sorunun ortaya çıktığı her durumda durması, kimi hallerde kabul edilemez sonuçlara neden olabilir. Örneğin, hırsızlık suçundan sanık olan bir kişinin yargılandığı davada, ceza mahkemesinin malın aidiyeti ile ilgili sorunu hukuk mahkemesinin çözmesi için bekletici sorun sayması halinde, sorun çözümlenene kadar yargılamaya devam edilemeyecektir. Bu arada aynı davada müdahil olan kişinin malın aidiyetinin tespiti için hukuk mahkemesinde dava açmaması veya açtığı davayı takip etmemesi halinde, ceza yargılamasına devam edilemediği için yargılanan kişinin sanık sıfatının sona ermesi ve dava tehdidinden kurtulması mümkün olamayacaktır. Zira Kanunda dava zamanaşımının durmasında, zamanaşımının kesilmesinde olduğu gibi bir üst sınır getirilmemiştir; bu nedenle zamanaşımı sınırsız olarak durabilir.

Zamanaşımı devletin ceza verme hakkını düşüren ve gerçekleştiğinde yargı organları tarafından re’sen uygulanması gereken bir kurum olup, şüpheli, sanık ve hükümlünün dahi bundan vazgeçmesi mümkün değildir (TCK md. 72/2). Bu itibarla, ceza mahkemesinin bir sorunu nisbi muhakeme yoluyla çözmesi halinde zamanaşımı süresi işlemeye devam edecek, aynı sorunun bekletici sorun sayılması halinde ise zamanaşımı süresi duracaktır. Bekletici sorun sayma zorunluluğunun bulunmadığı, bir başka deyişle, bekletici sorun saymanın mahkemenin ihtiyarında olduğu durumlarda, ceza mahkemesinin sadece takdir hakkını kullanarak bekletici sorun sayma yolunu tercih etmesiyle kamu düzenine ilişkin olan bir sürenin işlemesine engel olmasının doğru olmadığı kanaatindeyiz. Bu nedenle, ancak bekletici sorun saymanın zorunlu olduğu, yani ceza mahkemesinin nisbi muhakeme yapamadığı sınırlı durumlarda zamanaşımı durmalı, aksi takdirde işlemeye devam etmelidir.



[1] KUNTER, Muhakeme Hukuku Dalı Olarak Ceza Muhakemesi Hukuku, İstanbul 1986, s. 286; DÖNMEZER-ERMAN, Nazari ve Tatbiki Ceza Hukuku, Genel Kısım, İstanbul 1997, C. III, s. 277; TOROSLU-FEYZİOĞLU, Ceza Muhakemesi Hukuku, Ankara 2006, s. 91; ÖNDER, Ceza Hukuku Genel Hükümler, İstanbul 1992, C. II-III, s. 792; EREM, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, Ankara 1984, C. I, s. 508.

[2] Öte yandan kanunda açıkça öngörülmeyen kimi durumlarda da bekletici sorun sayma mecburiyetinin bulunduğu ileri sürülmüştür. Buna göre örneğin, iftira suçunda (TCK md. 267), isnat olunan suç hakkındaki muhakemenin sonuçlanması beklenmelidir. Aynı şekilde, bir tanık hakkında yalan tanıklık suçundan (TCK md. 272) kovuşturma yapılıyorsa, o tanığın yalan söylediği iddia olunan davada, bu ceza davasının sonucu beklenmelidir. Bk. KUNTER, s. 287.

[3] KUNTER, s. 288; DÖNMEZER-ERMAN, s. 278; TOROSLU-FEYZİOĞLU, s. 92; ÖNDER, s. 792.

[4] DÖNMEZER-ERMAN, s. 277 vd.; KUNTER, s. 287; EREM, s. 508; ÖNDER, s. 792.

“Suça konu yerin Asliye Hukuk Mahkemesinin 1994/261 sayılı dosyasındaki davaya konu yer içerisinde kaldığının anlaşılması üzerine, mahkemenin 8.8.1997 tarihli celsede, Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmekte olan davanın neticelenmesini bekleyip bekletici mesele yapmış olmasına göre, TCK.'nun 107'nci maddesi uyarınca zamanaşımı süresinin işlemeyeceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi, bozmayı gerektirmiştir.” Yargıtay 3. CD. 30.06.2003, E. 2003/4067 K. 2003/4166; “... Durma nedenlerinden olan “bekletici sorun”un bulunduğu hallerde; kanunun emri veya hakimin takdiri sonucunda ceza davasındaki uyuşmazlığın çözümü her şeyden önce başka bir mercide belirli bir sorunun çözümüne bağlıdır. Böyle bir durumda, sözü geçen sorun çözümlenmedikçe ceza davasına devam etmeye imkan bulunmadığı için, ceza davasının olduğu yerde durması ve sorun çözümleninceye kadar dava zamanaşımının işlememesi gerekir. Bekletici sorunun dava açıldıktan sonra ortaya çıkması da mümkündür. Bu hallerde de 107. maddenin uygulanması gerektiğinden zamanaşımı durur. Durma nedenlerinin varlığı halinde, bu neden ortadan kalkınca zamanaşımı durduğu yerden işlemeye başlar, durduran nedenlerden önce işlemiş olan süre de varlığını korur...” Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 04.05.2004, E. 2004/3-89 K. 2004/110.

 [5] DÖNMEZER-ERMAN, s. 277.